Türkiye’de Kırım’ın bibliyografyası (1207-2017 yıllar)

05.07.202111:12

Hızla değişen dünyada zamanla yarışan araştırmacılar için bilgi kaynağına kısa sürede ulaşabilmek çok önemlidir. Bunun için bir konuyu derinlemesine araştırmak isteyen kişinin doğru yol izlemesi gerekir. Araştırılması gereken konuyla ilgili yapılacak ilk okumalara öncelikli olarak konunun bilinen temel kaynaklarından başlayıp, bu kaynakların sonunda yer alan kaynakçalardan hareketle okumayı derinleştirmek bilinen bir yoldur. Fakat birkaç kaynağın arkasındaki kaynakça, araştırmacıya ancak sınırlı bir ilerleme sağlayabilir. Bu yüzden belli alanlarda yazılmış kitap ve dergiler taranarak derlenen kaynakçalar, araştırmacıya büyük kolaylıklar sunmaktadır. Bazı sorunları bulunsa da, uzun süreli periyodiklerin belli aralıklarla geçmiş sayılarına yönelik hazırladıkları bibliyografyalar ve belli alanlarda yapılan araştırmaların bibliyografyaları bugün azımsanamayacak kadar çoktur. (Y.Karayalçın, 1954: 28)

Kırım’ın ve Kırım Türklüğü’nün önemine ve Türkiye’nin neler yapıp, neler yapmadığına ve neler yapması gerektiğine geçmeden önce bu mevcut hali açıklamak istiyorum.

Bu yeni düzenin ve mücadelenin olduğu her bölgede Türkiye’nin tarihsel ya da kültürel ama mutlaka bir bağı var. Dolayısıyla yaşanılan her gelişme Türkiye’yi doğrudan etkileyecektir.

Dikkat edilmesi gereken asıl mesele cereyan eden hadiselerin Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve siyasi bağının olduğu bölgelerde yaşanıyor olmasıdır.

Türkiye’nin fiili olmayan sınırları ya da bir başka deyişle milli güvenlik alanı Batı Trakya, Kırım, Kafkaslar, Azerbaycan, Musul, Kerkük, Halep, Kıbrıs ve Adaları içerisine alan bölgedir. Bu bölgedeki her denge Türkiye’nin kaderini belirler. Yine bu alanlarda yaşanılan her kazanç ya da kayıp Türkiye’nin geleceği açısından hayati derecede önemlidir. Bu coğrafyada vukuu bulan her hadisede Türkiye’nin etkin rol alma ve dengeler şekillenirken akılcı davranıp, şekillendirilmek istenilen her dengede mutlaka ağırlığının bulunması mecburidir.

Gündemden Kırım söylemleri düşmüyor. Türkiye, Kırım ile ilgili çeşitli karar alırken Kırım’ın Türkiye için önemini, Kırım’ın nerede olduğunu tekrar hatırlamakta fayda var. Kırım’ın konumu tartışılırken, tarihte Kırım’ın Türkiye için önemi, Kırım’ın diğer ülkeler açısından önemi ve Kırım’ın coğrafi olarak nerede olduğu ile ilgili pekçok ifade yer alıyor. İşte tarihsel gelişmelerle Kırım ve Kırım Türkleri. Çalkantılı coğrafyalardan bir tanesi de Kırım! Bir taraftan Rus hükümetinin demeçleri, bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin demeçleri, vatandaşlar tarafından Kırım’ın Türkler açısından önemini ve Kırım’ın genel önemini sormasına neden oluyor. Geçmişten bugüne Kırım’ın önemi, her iki ülke açısından da önemli bir konu haline geldi ve yüzyıllardır da gündemden düşmüyor. Peki, Kırım’ın önemi nedir? Kırım Türkler için neden ve ne şekilde önemli? Kırım, coğrafi olarak nerede yer alıyor? İşte tarihsel gelişmeleri ve tüm detaylarıyla Kırım.

Fatih Sultan Mehmet’in Kırım’ı Osmanlı idaresine alması, Karadeniz ve kuzeyindeki bölgelere yönelik stratejik bir yaklaşımın sonucuydu. Karadeniz’in Türk gölü haline gelmesinin temelinde Fatih’in bu stratejisi ve Kırım’ın alınması vardı. Kırım Hanlığı’nın kurulması ile İstanbul’un fethi birbirine çok yakındır.

Kırım Hanlığı 1441’de kurulmuş, 1453’te İstanbul’u fethi, ona Osmanlı’nın gücünü göstermişti. 1466’da Kırım Hanlığı’nın kurucusu Hacı Giray’ın vefatı üzerine oğulları arasında taht kavgası başlamış, bazı Tatar büyükleri bu konuda Osmanlı’dan yardım istemişti. Fatih Sultan Mehmet, bu fırsatı değerlendirerek Gedik Ahmet Paşa komutasında Osmanlı donanmasını bölgeye göndermiş, Kefe, Sudak, Balıklağo, Azak, Taman ve Mankub kaleleri fethedilmiş, Kırım’da Mengli Giray iktidara getirilmişti.

Dolayısıyla 1783’e kadar sürecek güçlü bir ittifak oluşmuştu. Mengli Giray, Fatih Sultan Mehmet’e “Senin düşmanın benim düşmanım, senin dostun benim dostumdur” güvencesi vermişti.

Kırım Hanlığı Osmanlı’nın yönetimindeydi ama geniş özerkliğe sahipti. Kırım süvarileri savaşlarda Osmanlı ordusunun önemli güçlerinden birini oluşturuyordu.

Kırım Hanları İstanbul’u ziyaret ettiklerinde görkemli törenlerle karşılanır, Padişah “Hoş geldin Han kardeş” derdi. Bu yüksek protokol sadece Kırım Hanı’na uygulanırdı. Kırım ordusu Osmanlı ordusuna katıldığında top ve tüfek atışlarıyla karşılanır, Rumeli Beylerbeyi karşılamaya çıkardı. Kırımlıların tüm cephelerde Osmanlı ordusuna katkılar yaptıkları genel kabul görür. Kırım 1475’te Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır.  1475’de tahtını Osmanlı ordusunun Kırım yarımadası sahilini tümden fethedip, 1478’de tahtını Osmanlı himayesi ile ele geçirebilen Menli Giray Hanın Osmanlı vasalı olması sağlanabilmiştir.

Osmanlılar yönetime el koyunca Mengli Giray, “han” ilan edildi. Kırım kuvvetleri, bir Osmanlı savaşına ilk defa, Sultan II. Bayezid’in, 1484’teki Akkirman Seferi’nde katıldılar. 300 yıl Osmanlı yönetiminde kalan Kırım;  Osmanlı diplomasi geleneğine göre Kırım’daki Giray Hanedanı üyeleri, Osmanlı Hanedanı mensuplarının ardından Osmanlı İmparatorluğu hiyerarşisinde ikinci sırada yer alırdı Kırım Hanlığı dış ilişkilerinde bağımsız bir devlet gibi davranabiliyordu. 1532 yılından sonra Kanuni tarafından Kırım’ın hükümdar ailesi Giray Han’lardan bir ya da birkaç kişi İstanbul’da ve hemen yakınındaki mülkleri olan, avcılığıyla ünlü Çatalca’da yaşadı. (Halil İnancık, 2017)

Rusya ile savaşlarda rolleri önemliydi. 1571’de Devlet Giray’ın ordusu Moskova’yı yakıp yıkmıştı. Ruslar da 1736’da Bahçesaray’ı yağmalamıştı. Rus Çarı Petro, iki kez Kırım’ı almayı denemişti. 1696’da Azak Kalesi’nin kaybedilmesi Rusya’nın yükselen gücünün habercisiydi. Sonuçta 1783’te Kırım kaybedildi, Kırım Hanlığı tarihe karıştı. Osmanlı ordusu Kırım Tatarlarının katkısını kaybetti. Rusya, Karadeniz’in kuzeyine hakim oldu. Tatarların çilesi başladı.Kırım tarihi, acının, sürgünün, hüznün, baskının, zulmün tarihidir, hem de aynı zamanda mücadelenin tarihidir. Kırım Tatarların tarihini 6 evrelerden oluşuyor: 1. Kırım Hanlık Dönemi (1441-1783), 2. Rus Hâkimiyeti: Kırım ilhakı (1783-1917), 3. Rus Devrimi ve Erken Bolşevik Yönetimi Sırasında Kırım: Kırım Tatar Cumhuriyeti (1917-1922), 4. 1944 yıl- Sürgünlük (1944-1987), 5. Vatana Dönüşü (1987- bugüne kadar), 6. Bugünkü Kırım Tatar halkının mücadelesi.

Yirmi yıl önce 1990 tarihinde Kırım’ınauzun süre sürgünlükte yaşamışyerli halkı Kırım Türkleri dönüşünden sonra Türkiye’de Kırım dâhil olmak üzere bütün Sovyet Birliğinde Türk Cumhuriyetlerine yönelik hem kişisel hem bilimsel ilgi artmış ve artarak devam etmektedir. Sovyet Birliğinin dağılması ve kapalı demir perdeleri açılması bunun temelinde son yıllarda Türkiye’nin iktisadi ve siyasi anlamda gösterdiği büyük ilerleme yatmaktadır. Ancak Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleriyle olan ilişkilerinin daha sağlıklı devam etmesi dil, tarih ve kültürel konularda bilimsel araştırmalara ağırlık verilmesine, Türk Cumhuriyetleri konusunda uzmanların yetiştirilmesine bağılıdır. Bu da ümit ederiz ki, Türkiye’deki akademik çevrelerin, Kırım dâhil olmak üzere Eski Sovyet Birliğinin Türk Cumhuriyetlerinin ve topluluklarının kültürüne, tarihine, toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmelerine olan ilgisini daha da artıracaktır. Ulu önder Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllarda söylediği “Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün Rusya’nın elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaşabilir, işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak… Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihîmiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir” (İ. Bozdağ, 1975)

Sovyet Birliğinin dağılmasının öncesinde Kırım’la ilgili konularda Türkiye’de neler yapıldığının, binlerce yıllık geçmişi olan Kırım kültürü üzerine akademik alanda Türkiye’de yapılan araştırmaların sayısı ve bibliyografya tespitine yönelik bir çalışma yapmaya karar verdik.Sovyet Birliği’nin dağılması ve Kırıma Kırım Türklerini dönüşü, Milli davası, son dört yılında tekrar Rusya Hükümetine Kırım yarımadası geçmesi bu süreçte “Türk ve akraba topluluklarla ilişkilerin yoğunlaşması, her açıdan konuya ilgiyi arttırmış, bu ilgi artışı yapılan yayın sayısına da yansımıştır” (F. Solak, 2007:7)

Yukardaki gösteren Kırım ve Kırım Türklerin tarihinin 6 tane evrenlerini Türkiye’de yaklaşık 700’den fazlaTürkçe kitap, Türkiye’de yapılan yüksek lisans, doktora ve doçentlik tezleri, bilimsel makale,  analitik incelemeve edebi eserler çalışma kılavuzlarının bibliyografyası verilmiştir. Bu çalışmalar Türkiye Cumhuriyetine aittir.

Araştırmamızın amacı, yeterlik belgelerini yazarken Türkiye’de yayınlayan Kırım hakkında bilgi ve bibliyografik yardım sağlamaktır; içerik analizine dayanan farklı türde konuşma ilişkileri söyleminin çalışması için verimli Kırım alanındaki adımları atan araştırmacıların bilimsel amacını yönlendirmek.

Çalışmamızda Türkçe, Rusça, İngilizce, Almanca, Lehçe ile yazılan eserleri içeriyor. Koleksiyon, Türkiye’de Kırımın gelişmesindeki ana eğilimleri ve kısmen Kırım yarımadası Türkiye’deki Kırım çalışmalarının ana eğilimlerini anlatan kaynaklarını sunuyor. Araştırma malzemeleri Türkiye’de Milli Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, İSAM kütüphanesi kataloglarına ve resmi elektron makale kataloğu dayanmaktadır.

Bibliyografik indeks tematik olarak 8 bölüm halinde yapılandırılmıştır, her biri bölümlere ve alt başlıklar bölümlerine ayrılmıştır. İndeksin her bölümündeki malzemeler kronik bir yapısına sahiptir. Bazı eserlere kısa özet açıklamaları ve tablolar eşlik eder.

Aşağıdaki tablo ve grafikte görüldü gibi, Türkiye’de Kırım konulu yayınlar ilk dönemlerden günümüze giderek artan bir seyir izlemiş, en az kaynaklar 1207 y.-1921 yıllara kadar 27 toplam araştırma sayısı, 1922-1942’cı yıllarda 45, 1940-1960’cı yıllarda 45, 1960-1980 yıllarda 89, 1985 yıllından bugüne kadar 544 rakamına ulaşmıştır.

Tablo ve grafik yayınların dönemlere göre dağılımı

 1207-13351856-19001901-19211922-19421943-19631964-19841985-20052006-2017Toplam
Tezler59119178
Kitaplar16832316219190268
Makaleler4296880106287
Toplam1683274589230315733

Kırım Bibliyografyası konulu içerik ve odak noktalarından hareketle değerlendirdiğimizde 12 alt başlık altında tasnif etmemiz mümkündür:

1.Kırım antropolojisi

2.Kırım Savaşı (1853-1856 yıllar)

3.Kırım Hanlığı

4. Kırım’dan göç konusu

5. Kırım Türklerin sürgünü (1944 yıl)

6. Kırım Türklerin Kırıma dönüşü (1987- 2017 yıllar)

7.Kırım Türklerin Milli Mücadelesi

8. Kırımın edebiyatıve bibliyografik.

9.Kırım Türklerin ve Kırım’da yaşayan halkların dili

10.Kırım Kültür-İdeoloji (sanat ve müzik)

11. Kırım edebi eserlerde

12. Diğer

1. İncelediğimiz kaynaklar “Kırım antropolojisi” konulu 10kitap tane tespit edilmiştir. Bu kaynaklarda, genel olarak Kırımın ve Kırım’da yaşayan halklar tarihi. Onların arasında, yer alan MartinBronevskiy; çeviren: Kemal Ortaylı “Kırım” (1970), Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu  “Kırım Türkleri” (2009), Alan Fischer; çeviren: Eşref B. Özbilen. “Kırım Tatarları” (2009), Kemal Çapraz “Kuzeydeki Yavru Vatan Kırım” (2016) kitapları ve bş.,Kırım’ı geçmişten bugüne değerlendirmeleriyle farklı boyutlarıyla ele alan eserler. İki Yüksek Lisans tezi Oğuz Timur “Eski Polatlı Köyü’ne yerleşen Kırım Türklerinde gelenek ve adetler” (2009), Gözde Mirza “Toplumsal cinsiyet ve milliyetçilik bağlamında İstanbul’da yaşayan kırım Türk-Tatar kadınları” (2007) Türkiye’de yaşayan Kırım kökenli göçlerin antropolojisini açıklıyorlar. 28 Makalelerin arasında en çok sayısın olanlardan Alan Fişer12 bildiri, Prof. Dr. Nadir Devlet- 8, EdigeKırımal- 5, Cafer Seydamet- 3 derleme metinlerinde anlatıcıların icrasını etkileyen unsurlar üzerinde de durulmuştur.

2. Bildirimizde “Kırım Savaşı (1853-1856 yıllar) ” inceleyen çok sayıda yaklaşık 70 toplam kitap, tezler ve makaleler ayrı bir başlık altında değerlendirilmiştir. Bunun sebebi, araştırmamıza temel teşkil eden bildirilerde öne sürülen yeni araştırma tekniklerinin Kırım tarihi ve orada yaşayan halklarınhakkında çalışmaları açısından önemidir.“Kırım savaşı, Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünün korunması isteğinden çok, Avrupa’ya özgü düşüncelerle yürütüldü ve önemli olan Avrupa’nın siyasal statüsüydü. İngiltere için önem taşıyan Avrupa’daki güç dengesinin korunmasıydı ve bunun için savaştı”.(İA, 4 cilt, 145). Kırım Savaşı çoğunlukla Doğu Meselesindeki çarpıcı olaylardan biri olarak görülür; hem mağlup Rusya’nın hem de savaşçı olmayan Avusturya’nın çapını küçülterek Avrupa’daki güç dengesini değiştiren kesin bir mücadele olarak öne çıkmıştır.Birkaç tanesinin açıklaması yer almaktadır: Orlando Figes ; çeviren: NurattinElhüseyni. “Kırım : son haçlı seferi(Kırım Savaşı, 1853-1856) (2012), Alan Palmer “Kırım savaşı ve modern Avrupa’nın doğuşu” (2014), Candan Badem “Kırım Savaşı ve Osmanlılar” (2017) kitapları, doktora tezi Budak Mustafa “1853-1856 Kırım Savaşı’nda Kafkas Cephesi” (1993), yüksek lisans tezleri: Mehmet Rezan Ekinci “Osmanlı-Rus ilişkileri çerçevesinde Kırım Savaşı (1853-1856)” (2005), Fatih Akyüz “Kırım savaşının lojistiğinde İstanbul’un yeri” (2006)ve bş., makaleler Nilüfer Bayatlı “ Rusya’nın Kırım Savaşı’ndan Aldığı Dersler” (1992), Nejat Birinci “1853-1856 Kırım Savaşı’nı Anlatan bir Eser: Manzume-i Sevastopol” (1981-1982) ve bş. Ayrıca bir bilimsel çalışması Serap Torun “Kırım Savaşı’nda hasta bakımı ve hemşirelik” (2008) Deontoloji ve Tıp Tarihi alanında yapılmış.

3. Bildirimizde “Kırım Hanlığı” konusu geniş bir coğrafyaya yayılmış olmasının yanı sıra, pek çok anlatı türünü de etkilemiş, müstakil anlatı türlerinin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Kitap – 32, tezler -36, makaleler – 25 adet bulunmaktadır. Joseph VonHammer : çev: Seyfi Say “ Kırım Hanlığı Tarihi” (2013) kitabı zengin bir kaynakçaya sahip olan eserde yazar, Osmanlıca birçok el yazma eser, resmi yazı, kanunname ve tezkirelerin yanı sıra Osmanlı Devleti tarihiyle ilgili birçok eserden de yararlanmıştır. Bu yönüyle Osmanlı tarihine meraklı olanları da ilgilendiriyor. Özellikle Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı ilişkilerini ele almış olması kitaba bir özellik katıyor. Ayrıca sırada belli tarihçimizin Prof. Dr. Halil İnancık çalışmaları yer almaktadır. Son çıkan kitabı “Kırım Hanlığı Tarihi Üzerinde Araştırmalar (1441-1700), (2017)Halil İnalcık akademik hayatı boyunca Kırım üzerine yaptığı araştırmaları gözden geçirerek derlediği bu kitapta, hanlığın ileride yazılacak bir genel tarihinin omurgasını kuruyor. Orta Avrupa’daki Habsburg-Osmanlı, Doğu Avrupa’daki Leh-Osmanlı-Rus ve Kuzey’deki Rus-Osmanlı rekabetinin görünenden çok daha karmaşık, değişken ve çok aktörlü olduğunu gözler önüne sererken, İstanbul Bahçesaray ittifakının bu bölgelerdeki kilit niteliğini tarihî olaylar üzerinden anlatıyor. Kırım tarihine dair kısıtlı kaynakları ve araştırmaları eleştirel yaklaşımla okuyarak tarih yazmanın yollarını gösteriyor.

4. Bölüm “Kırım’dan göç konusu” 13 adet kaynaktan oluşuyor.İki kitap Ethem Feyzi Gözaydın “Kırım: Kırım Türklerinin Yerleşme ve Göçmeleri” (1948) ve Hakan Kırımlı “Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay köy yerleşimleri” (2012), doktora tezi son kitap şeklinde yayınlanan Süleyman Erkan “Kırım “Kafkasya ve Doğu Anadolu göçleri (1878-1908)” (1993),yüksek lisans tezleri Ramazan Göktepe “Kırım Savaşı sonrası Osmanlı basınında Kafkasya ve Kırım göçleri” (2007), Berat YILDIZ “Rusya imparatorluğundan Osmanlı İmparatorluğu’na göç: Yeni arşiv malzemeleri ışığında bir analiz” (2006) ve diğer.1783 öncesinde de Kırım’dan Osmanlı topraklarına pek bilinmese de, azımsanmayacak boyutlarda göçler olmuştur. Kırım Tatar halkı bu tarihten itibaren Kırım’dan Osmanlı topraklarına doğru dalgalar halinde başlayan Kırım Tatar göçü 1920’lere kadar tek bir yıl bile durmadan devam etmiş, hatta bazı kesintilerle günümüze kadar sürmüştür.1783-1922 yılları arasında Osmanlı ülkelerine göç eden Kırım Tatarlarının sayısı en az 1.800.000 idi. Göçlerin aslî sebebi hiç şüphesiz siyasîdir: Göç eden unsur yani Kırım Tatarları yerine göre canlarını, mallarını veya kimliklerini Rusya idaresinindoğrudan tehdidi altında hissettikleri için vatanlarını terk etmek zorunda olduklarını düşünmüşlerdir. Diğer taraftan, Rusya da onların Kırım’dan uzaklaşmalarını siyaseten yararlı görmüştür. Göçlerin ortaya çıkmasında büyük önem taşıyan dinî baskılar da nihayetinde bu siyasetin parçalarıydı. 1860-1861 göç dalgasından sonra da 1874, 1890 ve 1902’de yeni göç dalgaları olduysa da bunların sayıları yüz binlerle değil, on binlerle ifade olunuyordu (Kırımlı, 1996, s. 11-17).

5. İncelediğimiz kaynaklar “Kırım Türklerin sürgünü (1944 yıl)” konusuna toplam 21 adet kitap, tez ve makaleler ait. 1944 senesinde Kırım Türkleri yerlerinden, yurtlarından kazıyarak, hayvan vagonlarında Sibiryalara, Rusya içlerine sürmüştür.  Stalin’ in acımasız emriyle, bir günde binlerce yıllık vatanlarını – geride her şeylerini bırakarak – kundaktaki bebeğinden yaşlısına kadar, bilinmeyen bir yöne götürülen Kırım Türk halkının çileli yolculuğunu, kayıplarını, sürgünde karşılaştıkları zorlukları. Bu bölümde araştırmalar, Sovyetler Birliği döneminde Kırım Türklerinin maruz kaldığı kitlesel sürgün hareketini işlemektedir.Necip Hablemitoğlu’nun iki kitabı “Türksüz Kırım Yüz Binlerin Sürgünü “ (1974), “ Yüzbinlerin sürgünü Kırım’da Türk soykırımı” (2004), Kemal Özcan “ Sovyet belgelerinde Kırım Dramı” (2007), “Vatana dönüş: Kırım Türkeri’nin sürgünü ve milli mücadele hareketi (1944-1991)” (2002), Kemal Çapraz “Sürgünde yeşeren vatan Kırım” (2012), Neşe Sarısoy Karatay; editör: Osman Gürkan “Gamalı haç ile kızıl yıldız arasında Türkler (Kırım Türkleri, Sürgünler, 1944-1991)” (2011), ÖzgürFındık “Kara vagon : (Dersim-Kırım ve sürgün)” (2012) eserleri yer almaktadır.

6. “Kırım Türklerin Kırıma dönüşü (1987- 2017 yıllar)” bölümde sosyoloji çalışmalarından oluşuyor.  1987 yıllından Kırım Türkler ana vatanına uzun sürgülün yıllardan sonra dönmeye başlamıştı. Nisan 1989’da, geri dönenlerin sayısı 40,000’i geçmişti. Altı ay sonra, Sovyetler Birliği yıkılmaya yüz tutmuşken, Sovyet Başkanlık Divanı, geçmişte haksızlığa uğrayan Kırım Tatarları ve Sovyetler Birliği’nin diğer tüm halklarının haklarını güvence altına alan bir bildiri yayınladı. Müteakip yıllarda anayurda göç daha da büyük artış kaydetti. Fakat Kırım’da Kırım Türkleri yeni haksız zorluklarla karşılaşmıştı: evsizlik, işsizlik ve maddi desteksiz. Tekrar Kırım Türkler Kırım’da insan haklarını savunmaya devam etmektedir. Bu konu ilgili çok sayıda yüksek lisans tez araştırmaları. Ayla Göl “Sovyetler Birliği’nde Kırım Tatarlarının yer değiştirmesi sorunu” (1988), El`visBeytullayev “Kırım politikası: 1990-2001” (2001), Gül Sarıkaya “Ukrayna jeopolitiği bağlamında Kırım ve Kırım Türkleri sorunu” (2014), LyudmilaBeybulayeva “Rusya-Ukrayna ilişkilerinde Kırım sorunu 1991-2014” (2015), Fethi Kurtiy Şahin “Ukrayna ulus inşasında Kırım Tatar etkisi ve Euro meydan: 2014 sonrası yenilikler ve değişimler” (2016) yüksek lisan tezleri Kırım Türklerin Kırıma dönüş sorularını incelenmektedir.

7. “Kırım Türklerin Milli Mücadelesi” ayrı bir bölüm olarak yer alıyor. Kırım Türklerin tarihi Dünya eylemin nasıl yapıldığını hak arayışı, bağımsızlık mücadelesi nasıl yapılır Kırım Türklerinden öğrenmeli. Bundan 230 yıl önce Osmanlı ile Rusya arasından imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıyla Kırım’ı kaybettik. Ve o zamandan günümüze kadar o coğrafyada Ruslar Türker’i silmek isteyecek, büyük bir temizleme politikası uygulayacak ve insanı insanlığından utandıran olaylar gerçekleştirecekti. Bu tarihten Kırım Türklerin canı yanmıştır ama can yakmamışlardır. Kırım Tatarlarının gösterileri etkisini gösterdi ve Rusya gösterilerde yer almayan, milli mücadeleye katılmayanları şu tarihten başlanmıştı ve bugüne kadar Kırım’a yerleştirdi. Bu konuyu açıklayan aşağıdaki kaynaklarda bulunmaktadır. 1930’cı yıllarda Rusya Müslümanlarından Türkiye’ye göç etmiş kişilerin arasında Kırım Türk kökenli Cafer Seydametın faaliyeti Emel dergisinin editörü olarak kitap ve makaleler yayınlanmıştı: Yirminci Asırda Tatar Milleti Mazlumesi, (1911) (Şahap Nezihi takma adıyla), La Crimeé (Fransızca), (1921),Krym (Lehçe), (1930), Rus Inkılabı, (1930), GaspıraliIsmail Bey, (1934), Rus Tarihinin Inkılaba, Bolşevizme ve Cihan Inkılabına sürüklenmesi, (1948), Mefküre ve Türkçülük, (1965), Unutulmaz Göz Yaşları, (1975), Nurlu Kabirler (1992),Bazı Hatıralar, (1993). Romanya’daki Kırım Türklerden aydınların birisi MüstecipÜlküsal elinden çıkan eserleri: Dobruca ve Türkler (1940), Kırım Türk Tatarları (Dünü-Bugünü-Yarını, 1980), Kırım Yolunda Bir Ömür-Hatıralar (1999), İkinci Dünya Savaşında 1941-142 Berlin Hatıraları ve Kırım’ın Kurtuluş Davası.Bu bibliyografik listeyi Hakan Kırımlı, Saynur Giray Derman, Muhammed Furkan Engin ve bş. devam etmektedir. Toplam bu konuda 67 adet kaynak.

8. “Kırımın edebiyatı ve bibliyografik” bölüm geniş ve çok sayıda kaynaklardan oluşmaktadır. Kitaplar 37 adet,  tezler – 33 adet, makaleler – 45 adet. “Kırım Türkleri yazılı edebiyatları meydana gelene kadar ideallerini, millî karakter özelliklerini, örf ve adetlerini, medeniyetlerini; sosyal, siyasî ve iktisadî durumlarını, arzu ve ümitlerini, dünya görüşlerini çok eski zamanlardan beri yırlar, takmaklar, çınlar, maniler, atasözleri, tapmacalar, lâtifeler, efsane ve destanlarla nesilden nesille geçen sözlü edebiyatlarıyla günümüze kadar getirmişlerdir”. (Yüksel, 2003). Bölümde Kırım Türk yazarların edebi metin incelemesi, bibliyografik ve halk bilimi bilgilerimden göstermektedir. Mesele, İsa Kocakaplan “Kırım’ın edebi sesi Cengiz Dağcı: hayatı, kişiliği, sanatı, fikirleri, eserlerinin özet ve değerlendirmeleri, son röportaj” (2010), Zühal Yüksel “Kırım Tatar şairi Hamdi Giraybay” (2012), Zekeriya Karadavut “Kırım Tatar folkloru” (2013), Hüseyin Su “Çağdaş Kırım Tatar öyküsü (Kırım hikâyeleri, Antoloji) (2014) kitapları. Ayrıca Yavuz Akpınar İsmail Gaspıralı hakkında dört cilt kitapları “Gaspıralı Kırım’a sığmıyor. Kendisi Kırımlı ve Kırımlılar onunla ne kadar övünseler yeri. Kırım’ın yanı sıra Türk Dünyası’nı “dönüştüren” bir insan”  kitabında ifade etmişti.Doktora tezleri 3 adet: İbrahim Şahin “Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve eserleri” (1992), Kenan Acar “Kırımlı dilci Bekir Sıtkı Çobanzade” (1996), Işılay Işıktaş Sava “Kırım Tatar şairi Şakir Selim’in şiirleri: Metin – aktarma – inceleme” (2015).Yüksek Lisans tezlerinin teması çeşitli: Şerif Tiryaki “Bekir Sıdkı Çobanzade’nin Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri adlı eseri; metin-inceleme-dizin” (2012), SusannaMustafaıeva “Türk Romanında Kırım ve Kırım Tatarları” (2013), Gülşah Bulut Aktaş “ÜriyeEdemova’nınÖmürlik Yanımdasın adlı eserinden hareketle Kırım Tatar Türkçesinde kelime “ (2014), İnci Yelda Şafakcı “Kırım Tatar aydınlarından Hasan Sabri Ayvazov (1878-1938): Hayatı, fikirleri ve eserleri” (2015), Ferhat Uzunkaya “İsmail Gaspıralı Anlatılarında Yapı ve İzlek” (2017).

9. “Kırım Türklerin ve Kırım’da yaşayan halkların dili” konulu bölümünde toplam 37 adet kaynak bulunmaktadır. Çoğulu tez ve makaleler şeklinde sunmaktadır. Doktora tezlerde Kırım Türkler ve Kırım’da yaşayan Karaylar, Krımçaklar dilleri incelemektedir:Zühal Yüksel “Kırım, Kazan ve Başkurt Türkçelerinde fiil” (1992), Arzu Sema Ertane Baydar “Kırım Tatar Türkçesinde anlamca kaynaşmış-deyimleşmiş birleşik fiiller ve bu fiillerin öğretimdeki yeri” (2002), LenıyaraSelımova “Kırım Tatar Türk ağızları (Akmescit, Bahçesaray, Güney kıyı bölgesi) (ses bilgisi)” (2006), Nesrin Güllüdağ “Kırımçak Türkçesi grameri” (2005); yüksek lisans tezlerin Türkiye’de yaşayan Kırım kökenli Kırım Türklerinin dilinin özellikleri belirmektedir: Aydan Eryiğit Umunç “Türkiye Türkçesi ve Kırım Tatarcasında zaman” (1996), Arzu Sema Ertane Baydar “Eskişehir ve yöresi Kırım Tatar ağzı” (1999).Makaleler 19 adet.

10. “Kırım Kültür-İdeoloji (sanat ve müzik)” kaynakları sayısı kitap 7 adet, tezler – 5, makaleler -8. Bölümde Kırım Türklerin sanatı ile bağlı şu çalışmalar: I. Kúnos’un derlemesinden yayımlayan: ZsuzsaKakuk “Kırım Tatar şarkıları” (1993), Oktay Aslanapa “Sanatı, tarihi, edebiyatı ve musikisiyle Kırım” (2003), H. Feriha Akpınarlı “Kırım el sanatlarının dünü ve bugünü” (2004), Nicole Kançal-Ferrari. “Kırım’dan kalan miras Hansaray” (2005), Yalkın Bektöre “Kırım türküleri : yaşamdan müziğe yansımalar” (2014)  ve sayrı.  Müzik sanat biriminde detaylı iki bilimsel çalışma Selma Agat’a ait “Kırım Türk Müziği” (1987) ve “Kırım Türkleri halk oyunları ve geleneksel giysileri” (2002).

11.Bölüm “Kırım edebi eserlerde” Türkiye’de belli yazarların eserlerinde Kırım kavramının yansıması.  Bu listede Cengiz Dağcı’nın 18 eseri: Korkunç Yıllar (1956), Yurdunu Kaybeden Adam (1957), Onlar da İnsandı (1958), Ölüm ve Korku Günleri (1962), O Topraklar Bizimdi (1966), Dönüş (1968), Genç Temuçin (1969), Badem Dalına Asılı Bebekler (1970), Üşüyen Sokak (1972), Anneme Mektuplar (1988), Benim Gibi Biri (1988), Yoldaşlar (1991), Biz Beraber, Geçtik Bu Yolu (1996), Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan (2001), İhtiyar Savaşçı, Yansılar 1 (1988), Yansılar 2 (1990), Yansılar 3 (1991), Yansılar 4 (1993), Ben ve İçimdeki Ben (1994), Haluk’un Defterinden ve Londra Mektupları (1996), Hatıralarda Cengiz Dağcı (1998). Sevinç Coşkun “”Hilal Görününce” Türk edebiyatında hak ettiği kadar yer bulamamış bir coğrafyayı, Kırım’ı anlatıyor. Tatarlarla Osmanlı ilişkilerine de yer veren roman, 1853-1856 Kırım Savaşı’nın öncesi ve sonrasını kapsayacak şekilde ilerler. Yakında meydana çıkan Serra Menekay’ın iki kitabı “ “Aluşta’dan Esen Yeller” (2015) İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırım’ı, sonrasında Kırım sürgününü, Kırım Türklerinin vermek zorunda kaldıkları yaşam savaşını ve bilahare vatanlarına geri dönüşlerini, Kırım Türklerinin siyasi ancak hep demokratik platformda kalan mücadelesini, sürgün olanların yanı sıra Almanya üzerinden Türkiye’ye kaçanların sıra dışı yaşam öykülerini konu alan bir romandır ve “Şefika” (2017) Romanlarında tarihi gerçeklikleri kurgu karakterler aracılığıyla anlatmayı tercih eden Serra Menekay dördüncü romanı Şefika’da ünlü Türkçü, eğitimci ve reformcu aydın İsmail Gaspıra’nın kızı Şefika Gaspıralı’nıninanılmaz hayat öyküsünü konu almış. Birimde daha birkaç eserler yer almıştır: Gönül Şamilkızı “Kırım Ateşi” (2017), Berkant Çolak Kırım Tatar Türkleri’nde kayıp zamanlar (Türk şiiri) (2013), Fevzi Altug“Dikenli ilişkiler : Kırımlı bir öğretmenin anıları ve şiirleri (Kırım şiiri)” (2005) ve diğer.

12.Son bölüm “Diğer” adlandırmaktadır. Bu birim çeşitli konuları tek kaynaklardan oluşuyor. Bölümde yüksek lisans tezi arkeoloji: Gülşen Abbasoğlu “Bizans Dönemi’nde Kherson” (2015),  turizm: EsferKatayev “Kırım’da turizm endüstrisi ve bölgesel kalkınma açısından rekreasyon ve turizm potansiyelinin değerlendirilmesi” (2015); ekonomi: Mehmet Çetin “On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun eko – lojistik analizi: Kırım Muharebesi örneği” (2015), Coğrafya: Fatih Koca “Kırım’ın ekonomik özellikleri ve Karadeniz Ekonomik İşbirliğindeki önemi” (2010); arşiv: Zeynep Özdem “Kırım Karasubazar’da sosyo-ekonomik hayat (17. yüzyıl sonlarından 18. yüzyıl ortalarına kadar)” (2006) ve sayrı. Toplam 20 adet kaynak.

Sonuç

Sonuç olarak, her alanda olduğu gibi bibliyografyacılık alanında da bazı sorunların olduğu gözden kaçmamaktadır. Çalışmalar arasında üslup ve yöntem birliğinin sağlanamamış olması başta gelen sorunlardandır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda, künye sıralamasında bazı araştırmacıların yayın yılını esas aldığı görülürken, bazılarının da konu başlıklarını esas aldığı, çoğunluğun ise yazar soyadına göre alfabetik ya da kronolojik sıralamayı tercih ettiği görülmektedir. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, çalışmanın sonuna kapsamlı bir dizin konulması eserden istifadeyi azamî derecede artırmaktadır. Birçok yayında dizinin bulunmayışını önemli bir eksiklik olarak zikrediliriz. Güncellenmiş genel Kırım bibliyografyaları ve kronoloji çalışmalarının yeterli sayıda olmaması, bu alanda hâlâ büyük bir boşluğun bulunduğunu göstermektedir. Çalışmamızda toplam 733 adet bilimsel çalışma ve yayın listelenmiş olup, bunların 268’ı Kitap, 178’ı tez ve 287’sı makaledir. Bu sayılar da göstermektedir ki, tarama konumuz ile ilgili Türkiye’de ciddi bir literatür, ilmi ve fikri birikim oluşmuş bulunmaktadır. Hiç şüphesiz bu birikimin oluşum süreci, aşamaları, muhtevası; bir başka ifade ile genel olarak Türkiye’de Kırım ile ilgili çalışmaların kişiler, kurumlar, önemli eserler ve süreli yayınlar gibi çok farklı açılardan ele alınması ve oluşan birikimin tarihi, siyasi, sosyolojik açısından çözümlenmesi müstakil çalışmaları gerektirmektedir. Çalışmamızda yer alan araştırma ve yayınların dönemler ve konular itibariyle dağılımına genel olarak bakıldığında bazı hususların dikkate değer görülmektedir.

Türkiye için Kırım önemli bir tarihselmerkezgibi görünmektedir, bu mirası yaşatma konusundaki kararlılığı göstermektedir. Geniş ilgisini bütün Türk Dünyası için değerini de Türkiye ve Türk Dünyasından bu bilimsel çalışmalar bilim insanlarının katkısı açıkça ifade etmektedir. Gören çabaların nitelikli bir şekilde sürdürülmesi son derece önemlidir.

Kaynaklar

BOZDAĞ, İsmet (1975) Atatürk’ün Sofrası, Kervan Yayıncılık, İstanbul.

İNANCIK, Halil  (2017), Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar (1441 – 1700), İstanbul, İş Bankası yayınları, 700 s.

KARAYALÇIN, Yaşar (1954) Bibliyografya Meselelerimize Umumi Bir Bakış, Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 28 s.

KIRIMLI, Hakan (1996), Tatarlarında Milli Kimlik ve Milli Hareketler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 253 s.

SOLAK, Fahri (2007) “Türkistan ve Kafkasya Bibliyografyası”, İstanbul, TDBB, 758 s.

YÜKSEL, Zühal,(11.02.2018)1917-1944 Dönemi Kırım Türk Edebiyatı, http://vatankirim.net/5-1917-1944-donemi-kirim-turk-edebiyati-577/

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=d040145 (11.02.2018)

Doç Dr. RanettaGafarova

Author: Редакция Avdet

Avdet gazetası